15.07.2026 01:15 | Güncelleme Tarihi: 15.07.2026 01:53
O kara gecede eşim beş aylık hamileydi. Televizyondan eve dönmüş, biraz bahçe işleriyle uğraşarak günün yorgunluğunu atmaya çalışıyordum.
Eşim, "Telefonun çalıyor." diye seslenince dönüp telefona baktım. Arayan gazeteci meslektaşım Nedim Soylu'ydu.
"Bak gör, dün sana söylemiştim; darbe oluyor." dedi.
"Ne darbesi Nedim Abi?" diye karşılık verdim.
"Boğaz Köprüsü'nde askerler var."
Hemen televizyonu açtım. Gerçekten de Boğaz Köprüsü'nde askerler vardı.
"Acaba bir terör tehdidi falan mı var?" diye düşünürken, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım'ın telefon bağlantısıyla yaptığı açıklamayı gördüm. "Bu bir kalkışmadır." sözleriyle durum netleşti.
Telefondaki meslektaşım Nedim Soylu'ya, "Hemen stüdyoya geçelim, canlı yayın yapalım." dedim.
"Tamam, ben de geliyorum." cevabını verdi.
Hızla hazırlanıp eşimle vedalaştım. Kapıdan çıkarken ona, "Bize bir şey olursa ağabeyimi ara, gelip seni alsınlar." dedim.
Yola çıktığımda doğrusu bir noktada önümüzün kesileceğini düşünüyordum. Ama öyle olmadı. Teknik Yönetmenimiz Süleyman Dağ'ı da alarak stüdyoya geçtim.
Meslektaşım Nedim Soylu ile birlikte canlı yayına başladık. Adanalıları FETÖ'nün darbe girişimine karşı meydanlara, demokrasiye sahip çıkmaya davet ettik. Bir yandan da ulaşabildiğimiz, cesaret edip yayına çıkmayı kabul eden siyasetçileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini canlı yayına bağlayarak kamuoyu oluşturmaya çalıştık.
Saat 22.30'da başladığımız canlı yayını ertesi gün saat 14.00'e kadar aralıksız sürdürdük. İncirlik'teki FETÖ militanı Bekir Ercan Van ve emrindeki militanların gözaltına alınmasına tanıklık ettik. Canlı yayınlarla bunları an be an aktardık.
O gece Adana Valisi Mahmut Demirtaş'ı, AK Parti Adana İl Başkanı Fikret Yeni'yi, AK Parti Adana milletvekilleri Mehmet Şükrü Erdinç ve Tamer Dağlı'yı, Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan'ı, AK Parti Yüreğir İlçe Başkanı Ahmet Çözer'i, AK Parti Çukurova İlçe Başkanı Ramazan Çırak'ı, Aladağ Belediye Başkanı Mustafa Akgedik'i, Adana İl Müftüsü'nü ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisini canlı yayında konuk ettik.
Yine o gece AK Parti Adana İl Başkanlığı binasına giderek destek veren dönemin Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü'yü de unutmamak gerekir.
Sonraki günlerde de demokrasi nöbetlerini ve ilçelerdeki etkinlikleri ekranlara taşımaya devam ettik.
Elbette o gece darbecilerin başarılı olamayacağını anlayınca yayına geçen başka televizyon kanalları da vardı. Bir tanesi de belgesel yayınlıyordu. Sahibi daha sonra yurt dışına kaçtı. Televizyonu, FETÖ ile bağlantısı nedeniyle kapatıldı. Yine 15 Temmuz gecesine kadar FETÖ'ye açıkça destek veren, örgütün değirmenine su taşıyan bazı gazeteler de kapatıldı.
Bugün ise bazılarının farklı isimlerle, farklı yüzlerle yeniden ortaya çıktığını görüyorum. Doğrusu ibretle izliyorum.
Medyadaki FETÖ artıkları hâlâ bazı köşe başlarını tutmuş durumda. Hâlâ kurum ve kuruluşları etkilemeye çalışıyorlar.
Kimlerden mi bahsediyorum?
Aslında onları bulmak çok zor değil. Yazdıkları haberlere, hazırladıkları bültenlere bakmanız yeterli.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yılı dolayısıyla çalıştıkları kurum adına yayımladıkları bültenleri dikkatle okuyun. Birçoğunda "FETÖ" adını bir kez bile göremezsiniz. FETÖ'yü lanetleyen bir cümle okuyamazsınız.
Sözde 15 Temmuz'u anıyorlar ama o hain darbe girişimini kimin yaptığını yazmıyorlar.
Neden?
Çünkü milletin hafızasının zayıflamasını istiyorlar. 15 Temmuz'un, sıradan bir anma günü gibi görülmesini, zamanla unutulmasını arzuluyorlar.
Çok uğraştılar bizle. Şahsımı hedef tahtası yaptılar. Yurt dışındaki FETÖ yayınlarında fotoğrafımı koyup altına adımı da yazarak beni hedef gösterdiler. Adana'daki uzantıları da onlara yayınlarıyla destek verdiler. 'Bir gün döneceğiz seni ve sana destek verenleri askeri mahkemelerde yargılayacağız. Mallarınıza el koyacağız' diye videolar çekip tehdit yayınları yaptılar.
FETÖ militanları, bize diş geçiremeyince çalıştığımız kurumların patronlarına şantaj yaptılar. Alçakça iftiralar attılar. Yetmedi açık açık canımızla tehdit ettiler. Ama yılmadık. Yılmayacağız. Ve daima enselerinde olacağız.
Ne yaparlarsa yapsınlar FETÖ'nün bu kalkışmayı yaptığını, elebaşı Fetullah Gülen'in nasıl bir hain olduğunu unutturmalarını izin vermeyeceğiz. Militanlarını deşifre etmeye devam edeceğiz.
Unutmayın!
FETÖ sadece bir terör örgütü değildir. Aynı zamanda profesyonel bir istihbarat yapılanmasıdır. Mensupları kendilerini ustalıkla kamufle eder, farklı kimliklerle varlıklarını sürdürmeye çalışırlar.
Bakın, Adana'da devletin üst düzey isimlerinden birinin gerçekleştirdiği toplantıya, gazeteci sıfatıyla FETÖ'den hüküm giymiş, cezaevinde yatmış bir kişi davet edilebildi.
"Nasıl olur?" demeyin.
Oldu.
Oluyor.
Bu yüzden eski bir sözü hatırlatmakta fayda var:
Su uyur, FETÖ uyumaz.
Biz de uyumuyoruz.
Takipteyiz.
Görüyoruz.
Biliyoruz.
İzliyoruz.
Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi vatanı uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor; kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
İrade bizim. Zafer bizim.