06.03.2026 11:38 | Güncelleme Tarihi: 06.03.2026 14:53
Adana Büyükşehir Belediyesi ve merkezdeki üç ilçe belediyesi CHP’li başkanlar tarafından yönetiliyor. Merkez Seyhan ilçesi üç dönemdir CHP’de. Çukurova ise ilçenin kuruluşundan bu yana CHP’li belediye başkanlarının yönetiminde. Adana Büyükşehir Belediyesi de iki dönemdir CHP’li.
Peki sonuç ne?
Adana yönetilmiyor.
CHP’li belediye başkanlarının bu kenti “İşte sosyal demokrat belediyecilik” dedirtecek bir noktaya taşımaları beklenirdi. Ama olmadı. Adana bırakın ilerlemeyi, her geçen gün biraz daha geriye gidiyor.
Seyhan’ın, Çukurova’nın yolları delik deşik. CHP'li belediyelerde kronik hale gelen çöp sorunu maalesef Adana için de geçerli. Çöp görüntüleri artık sıradan bir manzaraya dönüşmüş durumda.
Adana’da her yağmur sele dönüşüyor. Yağmur yağdığında vatandaşın aklına ilk gelen şey, “Acaba bugün neresi su altında kalacak?” sorusu oluyor.
Adana, depremde zarar gören 11 kentten biri. Deprem riski bu kadar açıkken Adana Büyükşehir Belediyesi ne yaptı?
Birkaç salon toplantısı düzenledi. Meşhur deprem uzmanları çağrıldı, konuşmalar yapıldı.
Hepsi bu.
Kentsel dönüşüm konusunda ise ortada elle tutulur bir adım yok. Adana hâlâ büyük bir deprem riskiyle yüz yüze ve bu konuda somut bir ilerleme görünmüyor.
Gelelim Yüreğir’e…
Yüreğir Belediyesi iki dönem AK Partili Mahmut Çelikcan ve bir dönem de yine AK Partili Fatih Kocaispir tarafından yönetildi. Her iki isim de ilçede önemli hizmetlere imza attı. Son seçimde ise belediye CHP’ye geçti.
CHP’nin eski milletvekili ve müteahhit kimliğiyle bilinen Ali Demirçalı, Yüreğir Belediye Başkanı oldu.
Ancak Demirçalı göreve geldikten sonra yeni bir vizyon ortaya koymak yerine, kendisinden önce yapılan hizmetleri allayıp pullayıp sunmanın ötesine geçemedi.
Göreve gelir gelmez yaptığı ilk dikkat çekici icraat ise belediyenin logosunu değiştirmek oldu.
Yüreğir’in logosunda dünyanın en eski köprülerinden biri olan Taşköprü ve Adana’nın simgesi pamuk kozası yer alıyordu. Demirçalı bu logoyu bir çırpıda kaldırdı. Yerine ise A deseniz A değil, Y deseniz Y değil; neyi temsil ettiği belli olmayan tuhaf bir şekli Yüreğir Belediyesi logosu yaptı.
Bugün o logoya bakanların büyük kısmı aynı şeyi söylüyor:
“Bu ne?”
Yeni logo adeta bir bilmece gibi. Kimse neyi temsil ettiğini anlamıyor.
Ali Demirçalı anlaşılmaz olmayı bir meziyet zannediyorsa büyük bir yanılgı içinde. Belediye başkanlığı makamı, halkla doğru ve açık iletişim kurma makamıdır. İletişimi kaybederseniz, gerisini de kaybedersiniz.
Ali Demirçalı için “Cin gibi” diyenler var. Zekâsını övmek için söylenir bu söz. Hatta bu nedenle kendisine “Cin Ali” diyenler de bulunuyor.
Doğrusu ben pek öyle düşünmüyorum.
Demirçalı, Çelikcan ve Kocaispir döneminde yapılan hizmetlerin üzerine kayda değer bir şey koyamadı. Hatta o hizmetlerin gölgesinde kaldı, ezildi.
Ama asıl mesele başka.
Ali Demirçalı şu anda Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık olarak yargılanıyor.
Dava, Seyhan ve Çukurova belediyelerinde olduğu iddia edilen imar usulsüzlüklerine ilişkin. Savcı; 38 sanık hakkında “rüşvet” ve “resmî belgede sahtecilik” suçlarından 6 ila 17 yıl arasında hapis cezası talep ediyor.
Ali Demirçalı hakkında ise “rüşvet vermek” suçundan 4 ila 12 yıl arasında hapis cezası isteniyor.
Dava artık karar aşamasında.
Mahkeme nasıl bir karar verir, elbette şimdiden söylemek mümkün değil. Ancak Demirçalı hakkında bir mahkûmiyet kararı çıkarsa belediye başkanlığı koltuğunu kaybetmesi kaçınılmaz olacak.
İşte tam da bu ihtimal, Yüreğir’de siyasi kazanı kaynatıyor.
Demirçalı’nın görevden alınması halinde yerine belediye meclis üyeleri arasından yeni bir başkan seçilecek. Bu nedenle Yüreğir’de kulisler hareketli, hesaplar yoğun.
Kim aday olacak?
Kim kiminle ittifak kuracak?
Kim, kime hangi sözü veriyor?
Demirçalı sonrası için herkes şimdiden pozisyon almaya başlamış durumda.
Kısacası…
Yüreğir’de kazan çoktan kaynamaya başladı.