27.03.2026 10:53 | Güncelleme Tarihi: 27.03.2026 11:10
“Karnaval” deyip geçiyoruz… Ama kimse dönüp bu kelimenin ne anlama geldiğini sorgulamıyor. Oysa kökeni açık:
“carne” = et
“vale” = elveda
Yani “ete veda.”
Bu da doğrudan Hristiyanlıkta Paskalya öncesi perhiz dönemine girilmeden önce yapılan son büyük eğlenceleri ifade eder.
Başlangıç: 18 Şubat
Bitiş: 4 Nisan (Kutsal Cumartesi)
Zirve günü: 5 Nisan (Paskalya / Easter)
Ortada masum bir eğlence değil, dini bir geçmiş ve anlam var.
Peki bu dönemde ne yapılır?
Sokaklarda kostümler giyilir, maskeler takılır. Bolca yemek yenir; özellikle et, süt ve yağlı yiyecekler tüketilir. Geçit törenleri düzenlenir, müzik ve dans eşliğinde kutlamalar yapılır. Çünkü perhiz süresince bunlardan uzak durulacaktır.
Tatlılar, hamur işleri ve özellikle pankek gibi yiyecekler öne çıkar. Gece hayatı canlanır, partiler ve etkinlikler zirveye ulaşır. Özellikle “Mardi Gras” yani “Yağlı Salı”, bu eğlencelerin doruk noktasıdır.
Şimdi soralım:
Bu tablo size tanıdık gelmiyor mu?
Adana’da söz konusu tarihlerde yapılan etkinliklere bakın. Aynı görüntüler, aynı mantık, aynı içerik…
Adı ne? “Karnaval.”
Biz ne dedik?
Madem 'Niyetimiz bu değil' diyorsunuz. O zaman buna karnaval demeyin, 'şenlik deyin'
Çünkü bu toplumun bir kültürü, bir hafızası var. Bulandırmayın zihinleri. Milli unsurları öne çıkarın. Süpürgeli cadıların ne işi var Fransız'ı def edip kovduğumuz bu topraklarda?
Ama dinleyen olmadı.
Kimisi kazandığı paraya baktı kimisi 'Adana ne güzel tanıtılıyor' dedi. Kimisi de 'Aman sonra seküler kesimden oy alamayız' deyip görmezden geldi.
Bugün gelinen noktada resmi kurumlar bile bu ismi kullanarak açıklama yapıyor.
Şöyle hafızanızı bir tazeleyin, yahu daha yakın zamanda Arapça yazan tabelaları kameralar eşliğinde 'Yabancı tabelalar yasak' deyip sökmediniz mi? E o zaman kentin dört bir tarafına yazılan KARNAVAL afiş ve billboardlarına niye izin veriyorsunuz? KARNAVAL yabancı bir kelime değil mi?
Daha da ilginci ne biliyor musunuz?
Buna itiraz edenler “gerici”, “yobaz” ilan ediliyor.
Sorgulamadan kabul edenler ise “ilerici” diye pazarlanıyor.
Bu nasıl bir çarpıtma? Bu nasıl bir ikiyüzlülük?
Kendi kültürüne sahip çıkmak ne zamandan beri gericilik oldu?
Kavramların içini boşaltmadan konuşmak ne zamandan beri suç sayıldı?
Ama herkes şunu bilsin:
Bu mesele sadece bir isim meselesi değil.
Bu, anlamların nasıl dönüştürüldüğünün, toplumun nasıl yönlendirildiğinin meselesidir.
Biz susmayacağız.
Gerçekleri dile getirmeye devam edeceğiz.
Sorgulamaya devam edeceğiz.
Ve kim ne derse desin, bu ülkenin çocuklarının ve gençlerinin zihinlerinin işgal edilmesine izin vermeyeceğiz.
Son sözüm Kültür ve Turizm Bakanlığı'na; Desteklediğiniz organizasyonun içeriği sizi ilgilendirmiyor mu? Hangi içeriği desteklediğinizin farkında mısınız?