Kritik Soru: Demirçalı'nın İstifa Etmesi Gerekir mi? - SELAHATTİN SEKİN

11.04.2026 21:22 | Güncelleme Tarihi: 11.04.2026 22:07



Yüreğir gibi yüz binlerce insanın yaşadığı, sorunlarıyla, beklentileriyle bu ilçede belediye başkanlığı makamı yalnızca idari bir görev değil; aynı zamanda güçlü bir güven, temsili, ahlaki, vicdani sorumluluk makamıdır. İşte tam da bu yüzden Yüreğir Belediye Başkanı'nın aldığı ceza nedeniyle tartışmamız gereken mesele hukuki olmaktan çok daha fazlasıdır: etik meselesidir.

Ali Demirçalı

Müteahhitlik ve Siyaseti birlikte yapan, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında milletvekilliği yapmış, ardından belediye yönetiminde halkın karşısına çıkmış bir isim. Yani kamuoyunun tanıdığı, Yüreğirli'nin yetki verdiği bir figür.

Ancak bugün ortada çok çarpıcı bir gerçek ve işlediği 10. Ağır Ceza mahkemesince onaylanmış bir yüz kızartıcı suç var:

Rüşvet vermek” suçundan verilmiş 5 yılın üzerinde bir hapis cezası.

Gerekçeli karar henüz açıklanmamış olabilir. Hukuki süreç devam ediyor olabilir. Elbette ki her birey için hukukun üstünlüğü ve masumiyet karinesi esastır. Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken başka bir gerçek daha var: kamu vicdanı.

Bir belediye başkanı sadece yasalarla değil, aynı zamanda toplumun ahlaki değerleriyle de bağlıdır.
Çünkü o koltuk, sadece seçimle kazanılan bir makam değil; aynı zamanda ahlaki bir temsil alanıdır.

Şimdi sorulması gereken soru net:

“Rüşvet” gibi toplumda en ağır şekilde lanetlenen, güveni temelinden sarsan bir suçtan ceza almış bir isim, görevine devam edebilir mi?
Ya da: Devam etmeli mi?

Yüreğir sıradan bir yer değil. Nüfusu birçok ilden fazla olan, sosyal dengeleri oldukça hassas. AK Parti belediyeciliğinde hak ettiği hizmeti almaya başlamış yavaş yavaş ivme kazanan bir ilçe.

Ama ne oldu?

CHP'li Ali Demirçalı yönetiminde geçen iki yılda Yüreğir içler acısı bir hal aldı. Adeta yeniden duraklama dönemine girdi. Yüzlerce emekçi işinden edildi. Yüreğir'de logo değiştirmek ile işe başlayan anlayış önceki dönem yapılan hizmetlerin önünde resim çektirmekten öteye gidemedi. 

Tablo böyleyken belediye başkanının hizmet üretmesi ve aynı zamanda topluma örnek olması gerekir.

Bugün gelinen noktada mesele sadece bir mahkeme kararı değildir.
Mesele, o makamın itibarıdır.

Mahkeme diyor ki; 'Ali Demirçalı rüşvet verdi. Cezası 5 yıl'
Yüreğirli bu saatten sonra o makamda oturan kişi için mahkemenin dediği gibi 'Rüşvetçi' demez mi?

İçişleri Bakanlığı’nın nasıl bir karar vereceği elbette önemlidir. Görevden uzaklaştırma ya da başka bir idari tasarruf gündeme gelebilir. Ancak etik tartışma, bu kararın çok ötesindedir.

Eğer bir siyasetçi hakkında bu denli ağır bir suçtan mahkûmiyet kararı verilmişse—kesinleşmiş olsun ya da olmasın—
o koltukta oturmaya devam etmesi düşünülemez.

Ali Demirçalı'nın koltuğu işgal etmeye devam etmesi sadece kişisel bir tercih değil; aynı zamanda topluma verilen bir mesajdır.

Bu mesaj ise son derece açıktır:
“Etik, ahlak ikinci plandadır.”

Oysa olması gereken tam tersidir.

Siyaset, güven üzerine inşa edilir.
Güven zedelendiğinde ise en doğru adım, hukuki sürecin sonucunu beklemek değil;
toplumun karşısında sorumluluk almaktır.

İşte bu nedenle sorulması gereken son soru şudur:

Sayın Ali Demirçalı’nın istifa etmesi bir zorunluluk mu?
Belki hukuken değil…
Ama etik olarak, ahlaki olarak güçlü bir gereklilik değil mi?

Çünkü bazen bir koltuktan kalkmak,
o koltukta oturmaktan çok daha büyük bir duruş sergilemektir.

Sayın Demirçalı bu duruşu sergiler mi?

Hiç sanmıyorum!

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.